21 Temmuz 2017 Cuma

ÂH-U ZÂR

İnsan yüreğinin kulağı olsa zihniyle geçerdi taarruza ve yüreğinin silahı olsa müebbete hüküm giyecek kadar katlederdi zihni zannımca. 

Âh insan evladı!

Nefsin seni gaddarlaştırmamalıydı.

Dünya kardeşim dünya!

Alışılmış zorluklardan ibaret, çoğunlukla sözlerde kalmıyor kifayet.

Âh be kardeşim!

Edep yahû edep.

13 Temmuz 2017 Perşembe

BİR ŞİİR YAZMAK İSTERDİM


Bir şiir yazmak isterdim,
Bütün olmazları oldurmuşçasına
Bir mısra...
Geceyi çığlıkla bölüp
Günü doğmuşluk sevincine boğmak,

Yarın mademki bugünden sonra
Ben bugünü doyasıya
Yaşamak isterdim,
İçimde ukte bırakmadan

10 Temmuz 2017 Pazartesi

BİR SORU BİR CEVAP: OSMAN NÛRİ TOPBAŞ


Efendim, sizce şu zamanın gençlerinin en büyük ihtiyacı nedir? Bu hususta kanaatlerinizi ve tavsiyelerinizi alabilir miyiz?

Her toplum, -hak veya bâtıl- kendi inanç, fikir, kültür ve gelenekleri içinde hayâtiyetini devam ettirir. Meselâ, yahudiler, hristiyanlar, budistler kendi inanç ve kültürleri içinde, ateistler kendi nefsânî temâyülleri içinde, liberaller, komünistler ve sosyalistler kendi ictimâî ve iktisâdî görüşleri içinde hayatlarını devam ettirirler.


Müslüman bir gencin, aslî kimliğini koruyup yaşatabileceği yegâne kültür ise, Kur’ân ve Sünnet kültürüdür.

8 Temmuz 2017 Cumartesi

TÜRK-İSLAM MEDENİYETİNİN ÖZÜ: İLİM VE HİKMET

Asıl mesele fiili fetihten önce gönüllerin fethini gerçekleştirmektir. Bizim âlimlerimizi, ariflerimiz gönül fethini de ilim, irfan ve hikmet birikimlerini hâl dili ve tebliğleriyle, henüz fethi gerçekleşmemiş olan topraklarda yaşayan insanların gönüllerinde gerçekleştirdiler.

Üstat Necip Fazıl Kısakürek; “Ağaç, bulduğu havaya göre yemiş verir.” Derinlemesine düşündüğümüzde pratik hayatımızda bu sözün çok önemli bir yere sahip olduğunu idrak ederiz.

4 Temmuz 2017 Salı

İLİM, ÂLİM VE ÂRİF’E DAİR

Türk Edebiyatının Anadolu’daki ilk verimlerinden biri olan ve 14. yüzyılda Kırşehir’de şair Gülşehri tarafından kaleme alınan Mantıku’t - tayr (Kuşların Dili) milletimizin tarihini ve talihini kuran eserlerin başında gelir. Gülşehri, İran’ın büyük şairi Feridüddin-i Attar’ın aynı adı taşıyan eserinden tercüme ettiği Mantıku’t - tayr’da bizlere bir yolculuk hikâyesi anlatır. Aslında çok tanıdık bir hikâyedir bu. Bizim hikâyemiz.

30 Haziran 2017 Cuma

RÖPORTAJ: MUSTAFA ÇAĞLI

Kendinizi tanıtır mısınız?

Mustafa Çağlı 1977 Hatay/Reyhanlı doğumluyum. Reyhanlı da bir Anadolu Lisesinde Matematik Öğretmenliği yapmaktayım. Evli, 2 Çocuk babasıyım. Suriye Savaşının başladığı 2011 yılından bu yana IHH Suriye Eğitim Koordinatörlüğü görevini yürütüyorum.

27 Haziran 2017 Salı

ŞİMDİ YILDIZ GÖZLERİN


Güvercin umutlarla gökkuşağı sevinçle
İkbale ferman oldu şimdi yıldız gözlerin.

Elem denizlerinde yüzerken sancılarla
Derdime derman oldu şimdi yıldız gözlerin.

Gizemli ülkelerde misk ü amber arayan
Avcıya ceylan oldu şimdi yıldız gözlerin.

Bülbül nasıl coşmasın gül-i rana aşkına
Gülşene bağban oldu şimdi yıldız gözlerin.



22 Haziran 2017 Perşembe

BİR GÖNÜL İNSANI: HÜSNÜ GEÇER HOCA EFENDİ



بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar için içlerinde ebedî kalacakları Firdevs cennetleri bir kahvaltı veya konaktır. Oradan ayrılmak istemezler. De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek, denizlere deniz katsak; Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.” De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Ne var ki bana, ‘Sizin İlah’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”

Kehf Suresi 107-110

19 Haziran 2017 Pazartesi

KENDİNİ BİL

İlim ile ilgili bir yazı yazmak düşüncesiyle bulunduğum süre zarfının çok keyifli geçtiğini itiraf ederek söze başlamak isterim. Herhangi bir sözcük ile karşılaşsam ilk yaptığımın kendi içimde sözcüğü sorgulamak olduğu ve sorgulamanın sonuçlarını evirip çevirmek olduğu bilinir. İlim üzerinde de haliyle aynı aşamaları başlatmış oldum. Elde ettiğim naçizane görüşlerimi ise yazmayı ümit ediyorum.

İlk anda gelen sonuç Yunus Emre’nin dörtlüğü oldu: İlim ilim bilmektir/İlim kendin bilmektir/ Sen kendin bilmezsen/ Ya nice okumaktır. Yunus Emre ile bu vesile sonucunda karşılaşmak kendi açımdan heyecan verici oldu.

(Sorgulama işlemi devam ederken âdetimdir Kubbealtı akademinin sözlüğünden bir de ilim yazarak arama yaptım -paralel arama denebilir içimdekine.- Sözlükte verilen misal ile alıntılayarak yazdığım dörtlük aynıydı.)

14 Haziran 2017 Çarşamba

KALEMDEN MEDENİYETE

“Hüsn-i Hat” kelime olarak “Güzel Yazı” manası­na gelmektedir. Terim olarak ise, Arap harfleriyle (Kur’ân harfleriyle) estetik kurallara bağlı kalarak ölçülü ve güzel yazı yazma sanatıdır. Sanatkârına ise “Hattat” denilmektedir.

Arap yazısı, aslı Fenike alfabesine dayanan Naba­ti yazısından doğmuş ve gelişmiştir. İslâm öncesi Arap yazısı başlangıçta noktasız, harekesiz, ipti­dai bir yazıdır. İslâm’ın doğuşu ile birlikte Kur’ân’ın yazılması, okunması, muhafazası ve yayılması konusunda ortaya çıkan zaruret, yazının önemini artırmıştır.