Türk kültüründe birçok örf ve adet bulunmaktadır. Bunlardan ilk akla gelenler, bebeklerin kırklığı için yapılan etkinliklerdir. Kırk gün sonunda, anne ve bebeğe banyo yaptırılır. Yıkanılacakları suyun içine, kırk adet küçük taş atılır. Her taşın üzerine İhlas Suresi okunur. Bunun dışında suyun içine kırk tane zeytin yaprağı atılır. Çocuk ileriki hayatında uyumlu ve kendisiyle barışık biri olması için. Ayrıca banyo suyuna altın, gümüş, bozuk para ve nazarlık atılır. Bu yıkanma başka bir evde meydana getirilir. Gidilen ev ne kadar uzak olursa çocuğun ilerde sesi, o kadar güzel olacağına inanılır. Yıkanılan evden ayrılırken, o ev halkı bebek için un, yumurta, para gibi hediyeler verir. Unun anlamı bebeğin uzun ömürlü olması, yumurtanın anlamı ise bebeğin sağlıklı olması içindir.
Kız istemede, nişanda, evlilikte, kına gecesi gibi günlerde yapılanlar illere göre değişiklik gösterir. Adana’da kız istenilirken su içilmez. Su getirilmesi, işin olmayacağı anlamına gelir. Kına gecesinde ise damat durdurulur, yüksek bir ağaç dalına konan yumurtaları vurması istenir. Vuramazsa kız evi ceza verir. Adıyaman da ise eve girerken kapıda yumurta veya nar kırılır. Bunun anlamı ise gelinin eski huylarının yumurta gibi kırılmasıdır. Afyonkarahisar’da ise kız isteme sırasında erkek tarafına yalnızca su ikram edilir. Kaynana geline el öptürmez. Sebebine gelinle yüz göz olmamak için. Yedi coğrafi bölgesiyle Türkiye, birçok âdeti içinde yaşatmaktadır. Adetler, insanlarla can bulmaktadır. Nesilden nesile aktarılan geleneklerin tek ortak noktası insanların iyiliğidir. Genel olarak bakılınca yapılan kimi şeylerin gerçek niyetle tıbbi olarak bağdaştırılabilecek bir anlamı yoktur belki. Ama herkes ne olursa olsun tek niyette birleşmiştir. Bu da mutlu, sağlıklı bir yaşamdır. İnsan ömrünün sorunsuz akmasının temelinde de mutluluk ve sağlık yok mudur?
Deneme: Buket Öztürk

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder